Felsefi Arabesk


Nikolay Buharin


Basım tarihi: 2017
Sayfa Sayısı: 372

ISBN: 978-975-6056-92-9
Çeviren: Gizem Kurtsoy, Doğan Barış Kılınç

 

 


Buharin Felsefi Arabesk’i Moskova’daki Lubyanka hapishanesinin karanlığında yazdı. Ailesinin de öldürüleceği tehdidi karşısında, ihanet suçunu kabul etmek zorunda kaldıktan sonra idamını beklerken sayfalarca yazdı. Buharin’in Kasım 1937’de, Ekim Devrimi’nin 20. yıldönümünde tamamladığı bu metne, Kremlin’deki bir mahzende ancak yarım yüzyıl sonra ulaşılabildi.

Hapishane yazıları arasında Buharin en çok Felsefi Arabesk’i önemsiyordu. Ona göre, öncekilerle karşılaştırıldığında, başından sonuna diyalektik olan bir olgunluk çalışmasıydı bu. Buharin bu arabesklerde Marksizmin entelektüel geleneği ve toplumsal inşa projesini tutkuyla savunmakla kalmıyor, aynı zamanda Marksizmi felsefe tarihi içine yerleştiriyor, onu düşünceyi daha yüksek bir senteze taşıyan bir duruş olarak geliştiriyordu. Bolşevik liderlerin bu en genci, en entelektüeli, en duyarlısı ve en parlağıyla birlikte, bu yazılar da kurşuna dizildi. Şimdiyse bu kitapla birlikte, Buharin onu duyma şansı hiç olmamış kuşaklara sesleniyor.

psikanalizin hem de felsefenin beden imgelemlerinden besleniyor. Moria Gatens her iki
yaklaşımın da kadın bedenini “eksiklik”, “bağımlılık” ve “tutku”, erkek bedenini ise “tamlık”,
“özerklik” ve “zihin” ile ilişkilendiren hâkim imgelemlerini sorguluyor. Zira Gatens’a göre,
kadın ve erkek bedenine atfedilen bu farklı beden imgelemleri, kadınların ve erkeklerin
“siyasi beden”le ilişkilenme koşullarını belirliyor. Kadınları siyasi bedenden dışlama işlevi
görürken, erkekleri bu bedenin kurucusu ve öznesi olarak konumlandırıyor.
Peki beden bu hâkim imgelemlerin ötesinde nasıl düşünülebilir? Zihnin kuvvetleri karşısında
edilgenleştirilen bedene etkin ve yaratıcı güçleri nasıl iade edilebilir? Bu soru karşısında
Gatens, Spinoza’nın “öteki imgelemler” nosyonu temelinde, bedenlerin değişebilme, etkileme
ve etkilenebilme gücüne odaklanıyor. Feminist düşünce ve pratiği sürekli çıkmazlara
sürükleyen cinsiyet/toplumsal cinsiyet ayrımını yerinden ederek, bedeni bir etik pratik, cinsel
farkı ise bu kendini olumlama pratiğine içkin olarak düşünmeyi öneriyor. İmgesel Bedenler,
bedeni özgürleştirilecek bir şey değil, bizzat bir özgürleşme pratiği olarak okuyor.

Site İçi Arama