Antonio Negri 1933 yılında Padua’da (İtalya) doğdu. 23 yaşında Alman tarihselciliği üzerine yazdığı tezle felsefe bölümünden mezun oldu. 1957-1958 yılları arasında Napoli’de Benedetto Croce Enstitüsü’nde Chabod ile çalıştı. 1959’da, o zamanlar İtalyan standartlarına göre oldukça genç yaşta iken, Hukuk Felsefesi alanında profesörlük unvanı aldı. 1967 yılına kadar Padua’da öğretim görevlisi olarak çalıştı ve aynı yıl Devlet Doktrini alanında profesör oldu. Paola Meo ile evlendi, 1964’te bir kız, 1967’de de bir erkek çocuğu oldu.

1960’lı yılların sonlarından itibaren Sergio Bologna, Luciano Ferrari Bravo, Ferruccio Gambino, Guido Bianchini, Sandro Serafini, Alisa del Re ve feminizm üzerine yazdığı yazılarla uluslararası alanda canlı bir tartışma başlatan MariaRosa Dalla Costa gibi tanınmış akademisyenlerin bir araya gelmesiyle Padua’da belli bir grup oluşmaya başladı. Bu grubun varlığı, Siyasal Bilimler Enstitüsü’nü radikal düşünce açısından ulusal ve uluslararası bir kavşak haline getirdi.

Akademik yaşamının yanı sıra politika ve gazetecilik de Negri’nin yaşamının yoğun bir kısmını dolduruyordu. 1956’da, Padua Üniversitesi’nde öğrenci temsilciliğinin dergisi olan Il Bo’nun başına geçti. 1959’da İtalyan Sosyalist Parti’den belediye meclisine seçildi. Parti’nin Padua seksiyonunun yayın organı olan Il Progresso Veneto dergisini yönetti. Negri, ilk merkez sol koalisyonun kurulduğu (Hıristiyan Demokratlar ve Sosyalist Parti koalisyon hükümeti kurdular) ve kendisinin sosyalistlerden ayrıldığı yıl olan 1963 yılına kadar bu dergiyi yönetti. 1963 yazı çok “sıcak” bir yaz oldu. İtalya’nın Veneto bölgesi uyuşuk bir taşra olmaktan çıkıyor ve hızla kentleşmeye ve endüstrileşmeye doğru bir dönüşüm geçiriyordu. İtalya’da Komünist Parti’nin dış politikaya dair hedeflere yöneldiği (örneğin İtalya’yı NATO’dan çıkarmak gibi) bu dönemde, İtalyan işçi sınıfı sendikasızlaşıyor ve güçlükle örgütleniyordu. Negri’nin ilişkilenmeye başladığı işçiler işte bu işçilerdi. 1963 Ağustos’unda, Il Progresso Veneto dergisinde, Potere Operaio (İşçilerin Gücü) adıyla bir ek yayımlandı. Yine Ağustos ayında Negri, Paola Meo ve Massimo Cacciari (daha sonra Komünist Parti’den parlamentoya girecek olan tanınmış bir filozof) Porto Marghera petro-kimya merkezinde çalışan işçiler için Marx’ın Kapital’i üzerine bir okuma çalışması başlattılar. Aynı dönemde, Milano, Roma ve Padua’dan destek veren editörlerle birlikte Torino’da, Quaderni Rossi (“Kızıl Defterler”) yayımlanmaya başladı. Rainiero Panzieri ve Romano Alquati’nin yönettiği bir dergi olan Quaderni Rossi, her şeyden önce işçi sınıfı otonomisi teorisinin sesi oldu. Negri, Sergio Bologna, Mario Tronti, Alberto Asor Rosa ve tanınmış pek çok solcu İtalyan aydın, bu derginin yayımlanmasına katkı sundu ve Quaderni Rossi’den sonra yayımlanan Classe Operaia (“İşçi Sınıfı”), Contropiano (“Karşı-Planlama”) ve diğer pek çok dergi Quaderni Rossi ile aynı teorik alanı adres göstermekteydi. 1967’den itibaren Potere Operaio, Marghera petro-kimya tesislerinde çalışan işçilerin gazetesi haline gelmişti.

Fransa’da oldukça hareketli yaşanan ve devrime bir adım kaldı dedirten 1968 yılı, İtalya’da aslında 1967 yılında başladı ve yaklaşık on yıl boyunca devam etti. Avrupa’nın diğer yerlerinde yaşanan deneyimlerin aksine, İtalya’da öğrenci ve işçi mücadeleleri beraber yürüdü. 1969 yılındaki “sıcak sonbahar”dan sonra Negri politik çalışmalarını kitleselleşmiş fabrika üzerine ve sendikalar tarafından pek az ele alınan iş güvenliği, üretim bantlarının hızının azaltılması ve işçi disiplini gibi meseleler üzerine yoğunlaştırdı. 1969 sonbaharı İtalyan Komünist Partisi’nin solunda yer alan Lotta Continua (“Mücadele Sürüyor”), Avanguardia Operaia (“İşçilerin Öncüsü”), Movimento Studentesco (“Öğrenci Hareketi”, daha sonra “İşçi ve Öğrenci Hareketi” adını alır) ve Potere Operaio gibi grupların oluşumuna sahne oldu. Çıkardığı derginin ismiyle anılan bu politik oluşumun en tanınmış teorisyeni Negri’ydi. Bu grup, İtalyan Komünist Partisi’nin, yönetimdeki Hıristiyan Demokratlarla “Tarihi Uzlaşma” denilen stratejik işbirliğine girmesinin etkisiyle, daha az gelişmiş benzer grupların kendi kendini feshettiği 1973 yılına kadar varlığını sürdürebilecekti.

1973 yılında artık Negri’nin temel kavramları iyice oturmuş durumdadır ve Autonomia’nın doğuşu, ister sağ ister sol olsun bütün ideolojilere ve partilere karşı tahammülsüz ve düşman olan daha genç ve daha militan bir işçi kuşağının bulunduğu fabrikalarda “otonom komiteler” in kurulduğu bu dönemle başlatılabilir. Altmışların örgütsel biçimlerinin artık verimsiz ve klişeleşmiş bulunarak reddedilmesi ve gündelik yaşamı emek zamanından özgürleştirecek yeni ihtiyaçlar ve amaçlar tarif edilmesi, pratikte çok farklı olan otonom grupları birleştiren anlayışlardı. Geleneksel “işçi sınıfı” analizlerinde görmezden gelinen kadın grupları, öğrenciler, işçiler, radikal gençlik grupları, kültürel oluşumlar, çevreciler ve ekolojistler, “otonom” kolektifler olarak ortaya çıkıyordu. Bologna’daki “Radio Alice” gibi bağımsız radyo istasyonları, sendikalar ve Komünist Parti de dahil olmak üzere herkesi “işçi sınıfı” olmaya zorlayan “kemer sıkma” ve “kurban etme” politikalarına karşı protesto eylemleri yapmak üzere bu otonomist grupların çoğunu sokaklarda bir araya getiren Bahar İsyanı’nın örgütlenmesinde önemli bir rol üstlendi.

Negri’yi çok yakından etkileyen bu protesto oldu. Padua’daki üniversitede yapılan gösteriler oldukça gürültü koparttı ve yıkıcı olmaya başladı, Siyasal Bilimler Enstitüsü’nde bulunan eşyalar kırılıp döküldü. Protestolar kentin diğer bölgelerine yayıldığı zaman Negri ayaklanmayı kışkırtmakla itham edildi ve hatta ulusal ölçekte şiddetin körükleyicisi olmakla suçlandı. Yoğun bir politik baskı ve ağır suçlamalar ile karşı karşıya kalan Negri İtalya’yı terk ederek Paris’te École Normale’e gitti. 1977 yılının sonlarında Negri bu suçlamalardan aklandı ve yıl sonunda ders vermek üzere Padua’ya geri döndü. Yine de 1978-79 yıllarının büyük bir bölümünü Fransa’da ders vererek geçirdi.

Marx Ötesi Marx bu karışık dönemin tüm izlerini taşıyordu, ama takip eden aylar daha pek çok şeye gebeydi. 1979 yılının Nisan ayında Fransa’dan Milano’ya dönen Negri, Aldo Moro’nun İtalya’da 1970’li yıllarda ortaya çıkan bir diğer politik grup olan Kızıl Tugaylar tarafından öldürülmesi ile ilgili suçlamalardan tutuklandı. Üstelik Negri’nin Kızıl Tugaylar’la hiçbir görünür bağı yoktu. Kızıl Tugaylar'a katılan pek çok kişinin ilk politik formasyonlarını Potere Operaio gibi gruplarda elde ettikleri bilinse bile, elit bir “silahlı komando” örgütlenmesini tercih eden yaklaşımların ve taktiklerin, katılımcı otonom “hareket” içinde çok az etkisi vardı. Marx Ötesi Marx yayımlandığında (edebiyat dışı en çok satan kitaplar listesine girdiğinde) Negri hapisteydi ve “bölücülük”le suçlanıyordu. Tıpkı Negri gibi, Autonomia hareketi ile ilişkilendirilen yirmiyi aşkın profesör, yazar ve gazeteci tutuklandı. Tutuklananların pek çoğu daha sonra Kızıl Tugaylar’ın ve İtalya’da son on yıl içinde gerçekleşen “terörist” eylemlerin “gizli beyin”leri olmakla itham edildi.

“7 Nisan” tutuklamaları, özellikle Negri’nin tutuklanması medyada sansasyon yarattı ve daha sonra da bir “örnek dava”ya dönüştü. Negri, Radikal Parti tarafından örgütlenen bir kampanya sonucunda, ulusal seçimlerde bu partinin listesinden İtalyan Parlamento’suna girmek için yeterli oyu aldığı 1983 yılının yazına kadar hapiste kaldı. Aynı yıl milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine, İtalya’yı terk ederek 1997 yılına kadar yaşayacağı Fransa’ya geçti. Negri Fransa’da Université de Paris VIII (Saint Denis) ve Jacques Derrida, François Châtelet ile Gilles Deleuze tarafından kurulan Collège International de Philosophie’de dersler verdi. Fransa’daki sürgün koşulları doğrudan politik faaliyette bulunmasına engel olduysa da yazdıklarıyla sol entelektüellerin geniş koalisyonu içinde etkin olmayı sürdürdü. 1990’da Jean-Marie Vincent ve Denis Berger ile birlikte Futur Antérieur dergisini kurdu. 1998’de yayın hayatı son bulan dergi, 2000’de Negri’nin de yayın kurulunda bulunduğu Multitudes olarak yeniden doğdu.  1997’de hapis cezasının kalanını tamamlamak üzere İtalya’ya dönen Negri en bilinen eserlerini bu hapis yıllarında kaleme aldı. 2003 yılında tamamen serbest kalışının ardından, şimdi yaşamını Roma, Venedik ve Paris arasında sürdürüyor.

Türkçedeki eserleri
Yayınevimizden çıkanlar

Yaban Kuraldışılık Spinoza Metafiziğinin ve Siyasetinin Gücü, çev. Eylem Canaslan, Otonom Yayıncılık, 2005.

Marx Ötesi Marx, çev. Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, 2006.

Yıkıcı Politika, çev. Akın Sarı, Otonom Yayıncılık, 2006.

Avrupa ve İmparatorluk, çev. Kemal Atakay, Otonom Yayincılık, 2006.

Félix Guattari ile birlikte, Bizim Gibi Komünistler, çev. Barış Özçorlu, Mustafa Erata, İlkay Sümer, Otonom Yayıncılık, 2006.

İmpartorluktaki Hareketler, çev. Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, 2006.

Aykırı Spinoza, çev. Eylem Canaslan, Otonom Yayıncılık, 2011.

Diğer yayınevlerinden çıkanlar
Michael Hardt ile birlikte,  İmparatorluk, çev. Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2003.

Çokluk, çev. Barış Yıldırım, Ayrıntı Yayınları, 2004.

Ortak Zenginlik, çev. Barış Yıldırım, Ayrıntı Yayınları, 2011.

Devrimin Zamanı, çev. Yavuz Alogan, Ayrıntı Yayınları, 2005.

Michael Hardt ile birlikte, Dioynisus'un Emeği Devlet Biçiminin Bir Eleştirisi,, çev. Ertuğrul Başer, İletişim Yayınları, 2003.

Site İçi Arama

4-kocaeli-kitap-fuarndaki-soeyleimizKOMÜNİZMİN POLİTİĞİ: SPINOZA Konuşmacı: Cengiz Baysoy 12 - 20 Mayıs tarihleri...
4-kocaeli-kitap-fuarndayz4. Kocaeli Kitap Fuarı'ndayız!   12-20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek...
conatus-set-ndirimi Conatus çeviri dergisinin 7 sayılık setini kargo dahil 35 tl'ye yayınevimizi...